Deneme ve eleştirilerini hayranlıkla okuduğum Semih Gümüş’ün

“Yazar Olabilir miyim? Yaratıcı Yazarlık Dersleri”

kitabını okumak ve yazmak eyleminde aktif olan, emek veren herkese öneririm.

Kitap “Yaratıcı yazarlık öğrenilebilir mi?” sorusuna yanıt verilen/aranan önsöz ile başlıyor. İçerek okuduğum bu satırlar yer yer umudumu kıracak gibi olsa da şu satırlar içim rahat kitabı su gibi içmemi sağladı.

SEMIH GUMUS FOTOGRAF MUHSIN AKGUN RADIKAL

SEMIH GUMUS FOTOGRAF MUHSIN AKGUN RADIKAL

“Yaratıcı yazarlık çalışmalarında motoru ateşleyen bu ilk deneyler, sonunda doğru yolun önünü açmaya başlar, yeter ki yürürken kararlılık gösterilsin. Sonra?

Sonra her şey kitaplardan öğrenilir. Kitaplar, yaratıcı yazarlık çalışmalarında öğrenileceklerle karşılaştırılmayacak kadar zengin bilgi depoları değil midir?

Şuna inanıyorum: Doğru bir okuma biçimi edinmiş, dolayısıyla okuduklarının anlamlarını kendi başına sökebilen ve kendi yazdıklarını bütün yazınsal öğeleri soyutlayarak çözümleyebilen, eleştirebilen yazar adayı, aynı zamanda okumayla yoğun ve sürekli bir ilişki içinde yaşamayı başarabilirse, yazmayı da er geç başarır.”

Kitabı okuyun. Yazmak ile ilgili zihnimizde dolaşan pek çok sorunun yanıtını bulacağınıza eminim. Bir de dört aşamalı okuma önerisi başlığı altında 41 kitaplık bir liste var:) Fikir versin diye her aşamadan bir kaç kitap adı yazıyorum.

1.aşamada

Sait Faik Abasıyanık, Alemdağ’da Var Bir Yılan

Vüs’at O. Bener, Dost – Yaşamasız

Orhan Veli, Son Şiirleri

Giorgio Manganelli, Düzyazının ince Sesi

2.aşamada

Ferit Edgü, Doğu Öyküleri

Adalet Ağaoğlu, Bir Düğün Gecesi

Rainer Maria Rilke, Genç Bir Şaire Mektuplar

3.aşamada

Füruzan, Parasız Yatılı

Yusuf Atılgan, Aylak Adam

Philip Gourevitch, Yazarın Odası

4.aşamada

Oğuz Atay, Korkuyu Beklerken

Gülten Akın, Kuş Uçsa Gölge Kalır

Virginia Woolf, Yazarlık Dersleri

Kitabın beni etkileyen diğer bir yanı, pek çok sevdiğim yazarın yazmak ile ilgili görüşlerini içeriyor olması. Beni etkileyen bir kaç söz.yazar olabilir miyim

“İnsan bazı şeyleri söylemeyi seçtiği için değil, onları belli bir biçimde söylemeyi seçtiği için yazardır.” –Jean-Paul Sartre

“Programa göre çalış, havana göre değil. Belirlediğin zamanda dur… Programı canın istediğinde çöpe at ama ertesi gün ona geri dön.” –Henry Miller

Sevgili arkadaşım Murat Hocaoğlu’nun yönettiği OkurYazar.tv sitesinde Sayın Semih Gümüş ile bir röportaj yapılmış. Harika sorular ve çok etkileyici cevaplar. Ben bir soruyu seçtim:

“Gözlemleri Yazıya Aktarmak” bölümünde “Ne yazacağım sorusunun karşılığı, her şeydir. Ne yazarsan yaz. En önemsiz görünen şeyleri yaz ki o önemsiz şeyler içinde has edebiyatın değerleri kendilerini bulsun, basit şeylerin aslında hayatımız için ne denli önemi olduğu anlaşılsın” diyorsunuz. Bir oyuna, maceraya, kışkırtmaya gereksinim duymadan hayatın olağan akışı içinde sözcük sözcük, cümle cümle yeni bir dünya kuran yaratıcı yazının sırrı ayrıntılarda mı gizlidir?

Evet, ayrıntılar önemli. Çok önemli. Edebiyat ayrıntıların sanatıdır. Demek ki yazarın görevi, ne yazıyorsa onu ayrıntılardan güç alarak yazmaktır ve herkesin görebileceği ayrıntılarla yazılmış olanları yinelemek yerine, kendine özgü ayrıntıları bulmaktır. Çehov ya da Raymond Carver, bu türden usta yazarların yazdıkları öyküler asıl olarak ayrıntılar üstüne kuruludur; belli etmeden, göze sokulmadan verilmiş ayrıntılar, biz bazen farkında olmadan öykünün gücünü oluşturur.

Röportajın tamamını buradan okuyabilirsiniz…

Semih Gümüş’ün verdiği Yaratıcı Yazarlık Atölyesini buradan takip edebilirsiniz.

Semih Gümüş’ün şu ana dek yayınlanan kitapları:

Romanın Şimdiki Zamanı

Okumak ve Yazmak

Edebiyat ve Yeni Zamanların Kültürü

Yazının ve Tarihin Bilinci

Yazının Sarkacı Roman

Roman Kitabı

Öykünün Kedi Gözü

Modernizm ve Postmodernizm

Kara Anlatı Yazarı

Yazarın Yalnızlık Burcu

Öykünün Bahçesi

Eleştirinin Sis Çanı

Başkaldırı ve Roman

Gençlere Çağdaş Türk Edebiyatından Öyküler 2 – Ay’ı Boyamak

Gençlere Çağdaş Türk Edebiyatından Öyküler 1 – Dikkat! Kırılacak Eşya

Aşk Öyküleri

Vüs’at O.Bener: Kara Anlatı Yazarı

Radikal Kitap’ta Eleştiri’nin Saati köşesinde yayınlanan sevdiğim bir yazısından;

Okumakla yazmak arasındaki ilişkinin doğru çözülememesi pek çok yaratıcı yazarın önünü tıkıyorsa, bu sorunun farkında olmamak bir küçük felaket sayılır. Üstelik okumanın biçimleri bir madalyonun iki yüzünde yazılacak sınırlılıkta değil. Daha çok bir prizma oluşturuyor ve prizmanın bütün yüzlerini anladıktan sonra elinde tuttuğunun tastamam bir dünya olduğunu görür yazar.

Her şeyin başında okumak geliyorsa, yazmaya ayırdığımız zamandan çok daha fazlasını okumaya ayırıyoruzdur.

Yazının devamını okumak için…

Yazar Olabilir miyim* Kitabından son bir söz ile bitireyim yazımı.

“Siz yazın, kararlılıkla yazmayı sürdürün.

Kendi sesinizi arayarak yazın.

Ama ondan da daha büyük bir kararlılıkla okumayı da sürdürerek.

İkisi bir arada olmazsa, olmaz.

Nitelikli edebiyatın karşısında da hiçbir engel duramaz.”

 

Sevgiyle, kitaplarla kalın, kelimelerin izinde nefes alın…

Yasemin Sungur Hayat Öğrencisi