Gümüşlük Akademi’de 3.günümüze ‘Merhaba’ dedik.

Bir gün öncesinden 8.00’de kahvaltıda buluşmak üzere anlaşarak ayrılmıştık. Sabah Filiz ve ben kahvaltı için geç kaldık diye hızlı adımlarla gölet kenarına geldik. Fakat sadece Yasemin Hocamız vardı. Diğer arkadaşlar da gelmeye başladı az sonra. Cır cır böceklerinin sesi eşliğinde keyifle kahvaltımızı yaptık ve Edebiyat Evi’ne geçtik. Kadınca Yaz(ı) Kampı öğrencilerine ders zilini çalmıştı Yasemin Sungur…

9.00’da başlamış olması gereken dersimiz 10.00’a sarkmıştı. Yasemin hoca saat hassasiyeti konusunda bir hatırlatma yaptı. Programa uymak, planlı olmak, zamanı iyi yönetmek ve iç disiplin, öne çıkan kelimeler oldu. İlk taviz bir sonrakinin habercisi olur dedi…

Saat 10.00’da Ceren Hoca ile “Tarihte Kadın” konusunu ele aldık. Tarihten bu yana kadının toplumdaki yeri ve değerini inceledik, tarihe belge bırakmanın önemi üzerinde durduk.

ceren hocaCeren Hoca’nın anlattıkları arasından bir de slogan bulduk kendimize;

“Mutato nomine de te fabula narratur”

“İsmi değiştir, anlatılan senin hikayendir.”

Bugünkü kitap ile sohbetimizde Virginia Woolf’un Kendine Ait Bir Oda adlı kitabı vardı. Kendine ait bir odası olmalıydı insanın, içinde huzur bulduğu bir oda. Ufkunu daraltmayan, özgürleştiren, cesaretlendiren bir oda…

13’de 11 kadının nefis sohbeti ile yenen öğle yemeğinin ardından şair, yazar Mahmut Temizyürek bizimleydi. Yazarlık deneyimini, yaratma cesareti konusunda görüşlerini paylaştı bizimle. İm Bilse Er Ölmes kitabını anlattı. “Daima acemiliktir yazarlık, şairlik” dedi.

mahmut hocaVe lezzetli sohbetlerle akşam yemeği saati geldi. 22’de Aşk Yeniden filmini izledik ay ışığında. Kendini tekrarlayan 30 yıllık bir evliliğin ve bu evliliği tekrar canlandırmaya çalışan kadının çabasına, başarısına şahit olduk. Geç saatlere kadar filmi yorumladık ve uyuklayarak odalarımıza yürüdük.

İz bırakmaya niyetlenerek çıktığımız yolda her gün biraz daha ilerleme kaydetmek mutluluk vericiydi. Öyle zamanlar geliyordu ki yazıyorduk ve kendi yazdıklarımıza, içimizde bulduğumuz potansiyele kendimiz bile inanamıyorduk. Samimi bir ortamın içerisinde sevgi dolu, saygı dolu, duygu dolu, yazı dolu saatler geçiriyorduk bu kampta.

Gümüşlük Akademi’nin büyülü ortamı 11 kadının düşü ile birleşince inanılmaz anlar çıktı ortaya. Kanatlarımız sırtımızda geldik buraya, uçmaya hazırdık hepimiz. Tabuları yıktık, sınırları ortadan kaldırdık.

7 yılda bir çiçek açan, ömrü tek gün olan kaktüsün çiçeğini gördük.

kaktüs

Bu kamp bizim için ilkti, verimliydi, özgürleştiriciydi. Son olmaması ümidi ile…

Teşekkürler Gümüşlük Akademi,

Teşekkürler Latife Tekin,

Teşekkürler Yasemin Sungur,

Teşekkürler Kadınca Yaz(ı) Kampı…

Esra Şivgan