Yasemin Sungur’un düzenlediği ve yönettiği, 7 yıldır süren ve her hafta Salı günü İstanbul Oyuncak Müzesi’nde buluştuğumuz Kitap ile Sohbet’te kitapların, kitap kahramanlarının, yazarların hikâyelerinde derin okumalar yapıyoruz. Etkilendiğimiz kitapların hikâyesini takip ediyor, o coğrafyaya gidiyor, kitabın mekân ilişkisini yaşıyoruz.

kis logo

Kitap ile Sohbet’in Kars gezisinde ülkemizde işlenen kadın cinayetleri sohbet konumuz oldu. Kadınlara cesaret vermek için neler yapabiliriz sorusuna cevap aradık. Ertesi gün eğitmen, danışman ve yazar Yasemin Sungur “Kadın Hikâyeleri” yazmak fikrinden bahsettiğinde hepimiz merak ettik. Fikir ortaya düştü ve demlenmeye başladı. Yasemin hocamız Şubat ayında Gümüşlük Akademisini ziyaret etti. Bu konu hakkında Latife Tekin ile görüşerek bu fikri olgunlaştırdı. Böylece Kadınca Yaz(ı) Kampı ortaya çıkıverdi.

Kadınca Yaz(ı) Kampı’nı öncelikle Kitap ile Sohbet’teki arkadaşlarımızla paylaştık. Herkes çok merak etti ve katılma isteği duydu. İçeriğinin ne olduğunu bile tam bilmeden, birlikte yaptığımız etkinliklerin bizler için harika bir deneyim olduğunu ve öğretici yanlarını düşündüm.

12 kadının katılımı ile yapılması hedeflenen kampa katılmak istedim ve Ağustos ayında Bodrum’da tatilde olacağımdan kampa katılacağımı bildirmiştim. Fakat o güne yaklaşırken bazı tatsız olaylar nedeniyle katılmam mümkün görünmüyordu. Son iki gün kala işlerimi ayarlayıp katılacağımı görünce çok heyecanlandım. İlk kez böyle bir kampta hele de Gümüşlük Akademisi’nde kalacağım için memnundum. İşte bir fikir ile başlayan projemiz gerçek oluyordu.

Yasemin hocamız kampa gelmeden önce okumamız gereken kitaplar listesini gönderdi.

  • Büyü Dükkânı Yeşim Türköz
  • Kendine Ait Bir Oda Virginia Woolf
  • Kadınlığımın Hikâyesi Simon De Beauvior
  • Sevgili Arsız Ölüm Latife Tekin
  • Seçme Şiirler Emily Dickinson

Bu kitapların arasında önceden okuduğum kitaplar vardı. Diğerlerini de okuyarak kampa hazırlandım. Yaz(ı) yolculuğumuzda neler öğrenecektik, bizleri neler bekliyordu bilmiyorduk.

15 Ağustos Cumartesi günü saat 1’de yemekte buluştuk. Gruba en son gelenlerdendim. Yemekte Kitap ile Sohbet’ten tanıdığım arkadaşlarımla özlem giderirken yeni arkadaşlarımız Mari, Berrin, Esra ve Nesrin’le tanıştık. Hoşbeşten sonra Yasemin Hocamız programımıza kısaca değindi ve ortamı tanımamıza yardımcı oldu.

kadınca buluştuk

Bodrum Gümüşlük Akademisi’ni daha önceden duymuştum ama hiç gelme şansım olmamıştı. Doğanın ortasında dengeyi bozmadan küçük bungalov tipi evler eklenerek bir yaşam alanı oluşturulmuştu. Tek ya da iki kişilik odalar temiz, sade bir şekilde döşenmişti. Taş merdivenle kütüphaneye çıkılıyordu. Kütüphaneye İlhan Berk’in kitapları bağışlanmıştı. Hemen altında Edebiyat Evi adlı büyük bir salonda kocaman uzun bir masa etrafında sandalyeler ve bir tahta karşısında uzun koltuk ortada sehpa vardı. Çakıl yolda ilerleyince taş merdivenlerden aşağı indiğinizde huzur dolu, çekirge sesleri eşliğinde büyük bir gölet karşılıyordu. Gölette kurbağa prensler, balıklar, su yılanı, nilüferler vardı. Büyük bir ağacın altına tomruktan bar yapılmış, onun yanında masa ve sandalyeler, gölün karşı kıyısında da manzaraya karşı masalar vardı. Çakıllı yoldan buraya yürürken başınızı sola çevirdiğinizde kayanın üstüne eski bir araba bırakılmış biraz ilerisinde de horozların kümesi vardı. Ara ara bazı yerlerde taştan ve kütükten heykeller konulmuştu. Ağaçların arasında gözüken bu güzel göletin ötesinde büyük bir anfi tiyatro sahnesi yapılmıştı. Doğadan, sanattan, en çok da edebiyattan harmanlanmış bu özel anlamlı yer insanı içine alıyordu. Yemeğimizden ve tanışmamızdan sonra Edebiyat Evi salonunda derse başladık.

Yasemin Hocamız burada kalacağımız bir hafta süresince gerçekleşecek programı bizlere dağıttı, üstünden birlikte geçtik ve anlaştık. Herkes kısaca kendini tanıttı. Okumak konusuna odaklandığımız ilk derse başladık. Saat 16’da çay saatiyle bir saat ara verdik. Akşam yemeği saatimize kadar anlatmakla ilgili konularla dersimize devam ettik. Lezzetli sohbetler yaptığımız yemekten sonra anfi tiyatroya geçtik. İlkönce sürpriz bir partiyle Kadınca Yaşam, Edebiyat Sohbet ve Yazı Atölyemizde bize Tarihte Kadın konusunu anlatacak tarihçi, araştırmacı, editör sevgili Ceren Hocamızın doğum gününü kutladık.

ağaç olmakŞimdiye dek gördüğüm en doğal pastaydı, karpuzdandı. Halay çekerek ve hepimiz ağaç duruşunu yaparak iyi dileklerimizle doğum günü kutlamasını yaptık. Sonra ay ışığında Yasemin hocamızın hazırladığı bir drama uygulaması yaptık. Anlattık, hissettik, yorumladık. İlk günün coşkusuyla saatin farkına varmamıştık. Konuştukça, anlattıkça birbirimizin anlattığı hikâyelerin içinden geçerken zaman da geçmişti. Gezilerde, farklı ortamlarda, değişik kültürleri tanımaya hepimiz aşina olabilirdik ama ilk kez böyle bir kamp deneyimi yaşıyorduk.

Yasemin Sungur ile Kadınca Yaz(ı) Kampı bundan sonra pek çok kadına ilham verip kendileriyle ilgili yazmaları konusunda cesaret verecek. Kamp çalışmalarında yazılacak deneme, öykü, şiir toplanıp kitap olup başka kadınlara uçacaklar…

Sema Büyüksıvacı

 

karpuzdan pasta olur

dersteyiz